KLASİK MÜZİKTE BİR GİZEM: “REQUIEM”

Herkese merhaba. Bu yazımın konusu, klasik müzikte önemli bir yere sahip, W. A. Mozart’ın Re Minör tonda bestelediği Requiem eseri üzerine olacak. Bu eserin arkasındaki gizemli olayları ve bir türlü inmek bilmeyen esrar perdesini açıklayacağım ve eserin bir bölümünün incelemesini yapacağım. Bu bölüm, -tahmin edebileceğiniz gibi- eserin en bilindik bölümlerinden biri olan “Lacrimosa”. Eseri incelemeye ve size o gizemli olayları anlatmaya başlamadan önce yazımın içeriğiyle ilgili birkaç bilgi vermek istiyorum. Mozart ve hayatına baktığımız zaman, özellikle hayatının son dönemlerine doğru çok garip bir sürü olaya şahit olabiliriz. Bunlar içinde kuşkusuz en önemlileri olarak Requiem’in hikayesi ve Mozart’ın ölümü yer alıyor. Öldükten sonra cenazesi kaybedilen bir bestecinin ölmeden önce yazmaya başladığı ama hiçbir zaman tamamlayamadığı eseri trajik bir hikaye sunar bize. Yolun yarısı, onun için yolun sonu olmuştu ki bu durum aslında besteciler içerisinde oldukça fazla karşılaştığımız bir durumdur. Franz Liszt, Ludwig van Beethoven gibi istisnalar haricinde diğer besteciler de oldukça erken yaşta ölmüştür. Fredéric Chopin 39 yaşında, Amadeus Mozart 35 yaşında, Franz Schubert 31 yaşında, Felix Mendelssohn 38 yaşında ölmüştür. Yine de omuzlarında yükseldiğimiz bu devler, kısa hayatlarına büyük işler sığdırmışlar ve bizlerin hayatında da oldukça büyük yer edinmişlerdir. Mendelssohn gibi bir istisna dışında oldukça maddi açıdan sıkıntıları olsun (en büyük örneklerden birisi Mozart), yaşadıkları aşk acıları olsun (en büyük örnek Beethoven), bu bestecilerin duygularını ve zihin yapılarını çok daha farklı kılıyor. Farklı düşünen ve hisseden bu özel besteciler, klasik müzik tarihinde yazımın da konusu gibi birçok trajik olayda başrolü üstlenmiştir. Konumuz olan Mozart’a dönecek olursak, Mozart’ın hayatının son döneminden kısaca bahsetmek istiyorum. Mozart’ın hayatının son dönemi, sizlerin de bazı yerlerden duymuş olabileceğinizi tahmin ettiğim üzere çok sorunluydu. Borçlarını borç alarak kapatmaya çalışan bir besteci düşünün. Tüm tutkusu müzik bestelemek olmasına karşın, yapmak istediği şeyleri hem maddi sıkıntılardan, hem de sağlık sorunlarından ötürü yapamadığını düşünün. Yolun yarısı diye nitelendirdiğimiz 35 yaşında ölecek olduğunu da düşünün. Bu tür bir durumun yeteri kadar trajik olması bir yana, durumu daha da trajikleştiren ve garipleştiren bir durum daha söz konusu. Bu da, bu yazımızın ana konusu olan Requiem siparişi. Mozart’ın problemlerle dolu hayatı kendi kişiliğinin de zamanla değişmesine sebebiyet olmuştur. Bir söz vardır Mozart hakkında; ” O hiçbir zaman büyümedi, o hep çocuktu. ” Bu sözü çoğu eserinden kanıtlayabiliriz şüphesiz. Tabi ki her insan gibi Mozart’ın da bunalım ve depresif dönemleri oluyordu ama o genelde sürekli mutlu olmanın yolunu bir şekilde buluyordu. Böyle bir kişiliğin böyle trajik bir olayla birleşmesi şüphesiz bir çelişkidir ve Mozart’ın kişiliğinin dönüm noktalarından birisidir. Bu kadar olayı, daha yazının içeriğine bile girmeden neden size açıkladım onu da söylemek isterim. Biz, bestecilerin neler hissettiğini sadece anlamaya çalışabiliriz ve yazılan tüm bu eserlerin arka planlarını bilmeden bunu anlamaya çalışmak da hayli zorlaşır. Ben, her dalda olduğu gibi sanatta da tarihin bilinmesini çok destekleyen birisiyim ve bundan dolayı size arka planlar dahil çoğu şeyi açıklamak istedim ki ileride konuşacağımız bu trajik konuyu anlamakta çok zorlanmayın. Şimdi isterseniz daha fazla vakit kaybetmeden asıl konumuza gelelim.

KLASİK MÜZİKTE BİR GİZEM: “REQUIEM”

Mozart, Requiem (K. 626) eserini aslında bir sipariş üzerine bestelemeye başlıyor. O zamanlarda maddi durumu çok kötü olan Mozart için eser siparişi almak önemli bir durumdu. Gelen siparişin ücreti de hatırı sayılır derecede olunca, Mozart bu isteği kabul etti. Constanze’nın (Mozart’ın eşi) tanıklığında kaleme alınan G. N. von Nissen’in W. A. Mozart biyografisinde bu olay şu şekilde anlatılmaktadır: ” İmparator 2. Leopold’un taç giyme töreninden ve Mozart’ın Prag’a gitmesinden kısa bir süre önce, kimliği belirsiz bir elçi, besteciye imzasız bir mektup getirdi. Mektupta övgü dolu pek çok ifadenin yanı sıra, Mozart’ın bir Requiem besteleyip besteleyemeyeceği, bunun için istediği ücret ve yapıtın ne sürede tamamlanabileceği soruluyordu. Karısının bilgisi olmadan hiçbir şey yapmayan Mozart, durumu ona anlatarak, çok sevdiği kilise müziği tarzında yeni bir eser besteleme isteğini dile getirdi. Karısı, siparişi kabul etmesini önerdi. Bunun üzerine adını bilmediği kişiye mektup yazan Mozart, belirli bir ücret karşılığında yapıtı yazabileceğini ancak kesin süreyi bilemeyeceğini belirterek eseri bitirdiğinde nereye göndermesi gerektiğini sordu. Kısa bir süre sonra yeniden beliren haberci, istenen ücreti getirdi ve meblağ çok az olduğu için eser bittiğinde yeniden ödeme yapacağını söyledi. Ancak Mozart’a sipariş verenin kimliğini araştırmamasını, bunun zaten boşuna bir uğraş olacağını da ekledi. Bu son derece gizemli öykünün ardından Requiem’in öyküsü de gittikçe ilginçleşiyor. Bazı teori yazarları, Mozart’ın süreyi belirtmemesindeki sebebin, Mozart’ın ölmeden önce eseri bitiremeyeceğini bilmesi ve kendi ölüm duasını yazıyor olduğunun farkında olmasıydı. Bu durum pek çok kaynakta da yer almaktadır. Bildiğiniz üzere eser yarım kaldı ve Mozart öldükten sonra tamamlandı. Constanze için eserin yarım kalması paranın alınamayacağı anlamına geldiği için, Constanze’nın bu eseri birisine tamamlatması gerekmekteydi. Constanze aslında Nissen öldükten sonra yayınlanan biyografide değişiklikler yapmış ama burada tutarlı olamamış ve sürekli kendisiyle çelişmiştir. Aslında istediği şekilde olayların gelişimini kontrol altına alan Constanze, olayları çarpıtarak anlatmış ve önceki cümlelerle çelişen ifadelere yer vermiştir. Bu da belki de elimizdeki en güçlü Mozart biyografisinin güvenilirliğini azalmaktadır. (Nissen’in önemi, yazımızın konusunun dışında olunacağı için anlatılmayacaktır fakat internetten araştırmanızı ve bu biyografinin önemini anlamanızı tavsiye ederim.) Constanze’nın yapıtı bitirmesi için birisini bulması gerekiyordu. Aslında bu iş için en uygun kişi F. X. Süssmayr’di. Besteciye son iki operasında yardım etmişti, onun müzik dilini ve yazım tarzını çok yakından tanıyordu. Ayrıca eser o kadar da boş kalmamıştı. 7 ana bölümden oluşan esere Mozart çok büyük oranda el atmış, ilk iki bölümü tamamen bestelemiş ve diğerleri için de ayrıntılı birçok taslak bırakmıştı. Az da olsa hiç dokunulmayan yerler vardı elbet. Bundan ötürü o bölümleri tamamlamak için eseri tamamlayacak kişinin kendisini Mozart’ın yerine koyması ve onun gözünden eseri bestelemesi gerekiyordu. Beklenenin aksine Constanze, Süssmayr’e değil Joseph L. Eybler’e başvurdu. O zamanların ünlü bestecisi olan Eybler ile Mozart’ın dul kalan eşi arasında bir anlaşma bile imzalanmıştı hatta. Besteci, Constanze’dan el yazmalarını istese de Mozart’ın ardından bu büyüklükteki bir eseri bitirmek kolay olmamıştı. Joseph işin içinden çıkamamış ve anlaşmayı yerine getirmeyerek Constanze’ya tüm notaları geri iade ederek eseri yazamayacağını bildirmiştir. Sonra tabi ki beklenebileceği gibi Constanze’nın seçimi Süssmayr olmuştur. Mozart’ı yakından tanıyan bu besteci, bu isteği kabul etmiş ve eseri tamamlama görevine başlamıştır. Burada devam etmeden ilginç bir bilgi daha vermek isterim. O dönemde Kont Walsegg (Franz von Walsegg) adındaki bir müziksever, bestecilere siparişler verip eserleri kendi eseri gibi tanıtmasıyla ünlüydü. Çoğu müzisyen, müziğin kendisine ait olmadığını bilse de bu küçük kumara katılırdı. Mozart büyük ihtimalle sipariş verenin kimliğini ve kimin için eser yazdığını biliyordu. Bu sır büyük ihtimalle Constanze için de sır değildi. Kont, o sıralar Requiem yazdırmak istemiş ve Mozart ile iletişime geçmiş olmalıydı. Süssmayr eseri bitirdi, Constanze’ya teslim etti. Kont Walsegg’e teslim edilen eserin arkasında Süssmayr’in katkısını Constanze’nın açıklaması gerekti. Büyük ihtimalle Walsegg, ilk başta el yazmalarının tamamen Mozart’a ait olduğunu düşünüyordu. 1792 ilkbaharında teslim edilen eseri Kont, adeti olduğu üzere tüm eseri baştan sona kendi el yazması ile kopya etti ve ardından koro ve orkestra partilerinin yazılması için yardımcılarına verdi. Bunlar olurken, 4 Ocak 1793 tarihinde Viyana’da Baron van Swieten’in (Gottfried van Swieten) düzenlediği bir konserde, Requiem K. 626, Mozart’ın anısına seslendirildi. Constanze, bu eserin kocasının son yapıtı olduğunu savunuyordu. Kont Walsegg’in bu konserden haberi var mı bilinmiyor. Büyük ihtimalle eserin farklı bir eser olduğunu düşünüyordu ki 14 Aralık 1793’te kendi eseri olduğunu iddia ettiği Requiem’i Wiener Neustadt’ta çaldırttı Kont Walsegg. Eserin basılacağı haberleri ortaya çıkınca, Walsegg olayın aslını öğrenmeye çalıştı. Elindeki kopyanın ne derece orijinal olduğunu bilmek istiyordu haliyle. Constanze’nın Walsegg’e sattığı eseri yeniden piyasaya sürmesinin altındaki sebep soylu adamın gerçeği açıklayabileceğinden şüphelenmesiydi. Kont, dostlarını ve etrafındaki müzisyenleri kandırmaya ve eserin kendisine ait olduğuna inandırmaya çalıştı. Tabi çoğu inanmasa da iş ciddiye binince ve kamuoyu Süssmayr’in işin içindeki katkısını öğrenince Walsegg çok farklı bir yol izledi. Yayınevine başvurarak elindeki kopyayla orijinalin karşılaştırılmasını talep etti. Kont, avukatı aracılığıyla yaptırdığı kontrolde ilginç bir sonuç aldı. İki eser, bazı ufak yazım hatalarının dışında, birbirinin aynıydı. Böylece Kont, köşesine çekilmek zorunda kaldı. Requiem’in besteleniş öyküsüne başrol olarak katılan Franz Xaver Süssmayr 1803’te, Kont Walsegg de 1827’de ölünce, Constanze 1828’de yayınlanan Nissen’in yaşam öyküsünde gerekli düzeltmeleri yaptıysa da olay o kadar karmaşık bir hal almıştı ki o da işin içinden çıkamadı.

FİNAL ve SON SÖZLER:

Açıkçası yazmaktan çok keyif aldığım bir yazı oldu. Bu yazıda kullandığım kaynakları aşağıya ekleyeceğim. Çok değerli Aydın Büke’ye sevgilerimi ve saygılarımı sunarım. Umarım yazı sizin de hoşunuza gitmiştir. Klasik Müziğin en gizemli olaylarından birisini sizinle çözmek çok keyifliydi. Yeni yazılarda tekrardan görüşmek üzere!

 

Kaynakça:

*Aydın Büke – Mozart: Bir Yaşamöyküsü
*H.Schonberg – The Lives of The Great Composers
*G. N. von Nissen – Biographie W. A. Mozart